Grup Başkanvekilimiz İdris Baluken, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında siyasal gelişmeleri değerlendirdi. Baluken şunları ifade etti:
Kolombiya Hükümeti ile FARC arasında 52 yıldır süren ve 220 bin insanın yaşamına mal olmuş bir çatışmanın barış ile neticelenmesi bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de büyük bir umut ve coşku yarattı. Bunun bize de parti olarak büyük bir mutluluk ve ilham verdiğini ifade etmek istiyoruz.
Kolombiya halkı barış coşkusunu yaşarken, iki yıl önce Diyarbakır’da aynı coşkuyu yaşayabileceğimizin eşiğine geldiğimizi düşünüp iç geçirdik.
Hükümet barış çağrısını savaş mesajı ile yanıtladı
Diyarbakır ve Ankara’da barış tablosunun ortaya çıkması hala mümkündür. Bunun için yapılması gereken çok basit. Sayın Öcalan’ın aile görüşmesinde göndermiş olduğu mesaj da, bu konuda samimi ve ciddi bir çabanın ortaya çıkması durumunda barışın ne kadar yakın olabileceğini bir kez daha tüm Türkiye halklarına göstermiştir. Sayın Öcalan samimi ve ciddi olunması durumunda altı ay içerisinde bütün meselelerin çözülebileceğinin mesajını verdi. Ancak bu mesaj henüz devlet ve Hükümet yetkilileri tarafından cevaplandırılmadı. Bu mesaj belediyelere kayyum, kamu emekçilerinin tasfiye edilmeleri, milletvekillerinin tutuklanması ile ilgili gündemler ve devam eden askeri operasyonlarla maalesef dolaylı da olsa bir savaş mesajı ile cevaplandırılmış oldu. Bu son derece yanlış ve tehlikelidir.
Dün Kolombiya’da ortaya çıkan tabloyu bu ülkeyi yönetenler tekrar göz önüne getirmeli, bir an önce bir barış çözüm iradesini şekillendirmelidir. Türkiye’yi yönetenlerin, bu ülkede her gün oluk oluk kan akarken, dışarıdaki barış anlaşmalarına dair memnuniyet duymaları da büyük bir samimiyetsizlik ve çelişkidir. Her gün darbe ve savaş pratiğinin yeni bir acı sonucu ile güne başlamak durumunda kalıyoruz. Dün İnsan Hakları Derneği’nin paylaştığı verilere göre 15 Temmuz darbe girişiminden bugüne kadar yaşanan süreçte 40 bin gözaltı, 20 bin tutuklama olmuştur. Adalet Bakanı’nın bugünkü açıklaması bu rakamların da üstündedir. 72 bin gözaltı ve 32 bin tutuklama olmuştur. Kamuda 80 bin emekçi tasfiye edildi, 45 gazete, 25 televizyon kanalı 3 haber ajansı kapatıldı. Binden fazla gazeteci gözaltına alındı, tutuklu gazeteci sayısı 40’a ulaştı. Halkın oyu ile seçilmiş 28 belediyeye kayyum atandı. Bu tablonun kendisi bile mevcut Hükümetin savaş ve darbe politikalarında ne kadar ısrarcı olduğunu göstermektedir.
Gülen ile boy boy fotoğrafları olan AKP milletvekilleri görevlerini sürdürüyor
Darbe ve darbecilerle etkin mücadele de yok. Hükümetin böyle bir gündemi de yok. AKP, Meclis’te teşkil edilmiş Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu’nu çalıştırmıyor. Bu komisyonu çalıştırmayanlar, darbenin siyasi ayağı için de kıllarını kıpırdatmamaktadır.
Darbenin siyasi ayağının açığa çıkarılmaması için AKP ve Erdoğan çok bilinçli bir çaba gösteriyor. Defalarca sorduk: bu darbenin siyasi ayağı nerelere uzanıyor? Meclis içerisinde kimler var? AKP’li milletvekillerinin Fethullah Gülen ile kol kola boy boy fotoğrafları kamuoyuna yansıdı. Bu AKP ve Erdoğan’ın darbeden bahsettiği bir dönemde oluyor. Bu milletvekilleri hala aynı sıfatla çalışmalarına devam etmektedir. Bunlardan biri AKP Grup Başkanvekilidir. Başbakan ve her konuda bağlı olduğu cumhurbaşkanı, bu fotoğraftan rahatsızlık duymuyor.
AKP’ye sormak istiyoruz, Cemaatle bir görüşme trafiğiniz başladı mı? Bir uzlaşma arayışınız var mı? Bu aklımıza farklı sorular getirmektedir. Ankara kulislerinde AKP ile cemaatin bir takım aracılar aracılığıyla görüşmeye başladığı ve bu görüşmeler neticesinde bir uzlaşma arayışı içinde olduğu yüksek sesle dillendirilmeye başlanmıştır. AKP’nin mevcut pratiği ile, bu kulis bilgilerinin gerçek yaşamda da karşılık bulduğunu görüyoruz. Bylock sistemine bakanların ve milletvekillerinin dahil olduğu söyleniyor ama bunlarla ilgili bugüne kadar yürütülmüş tek bir soruşturma süreci yok.
Fethullahçı yapıyı büyüten, onlara en büyük desteği sunan belediye başkanları görevlerine hala devam ediyor. AKP, cemaati gösterip Kürtlere ve muhaliflere vurdu. Darbeyi gösterip kendi karşı darbesini hayata geçirmenin çalışmalarını yürütüyor.
Savaş pratiği halkımızın tamamına yoksulluk ve açlığın faturasını getirmektedir. AKP’nin yanlış politikaları neticesinde Türkiye artık ekonomik krizin ayak seslerini falan duyuyor değil, ekonomik krizin içerisine girmiş durumda. Hükümet bu tabloyu yalanlarla algı operasyonlarıyla halktan saklamaktadır.
Ekonomik krizin nedeni savaş politikalarıdır
"İçeride savaş, dışarıda savaş" derseniz, sürekli bir savaş ekonomisini bu ülkeye dayatmaya çalışırsanız ekonomik krizin gelmesi kaçınılmazdır. Yaşanan AKP’nin savaş ekonomisinin getirmiş olduğu ekonomik krizin ta kendisidir. Cari açık büyüyor. Büyüme hedefi küçüldü. Enflasyon, işsizlik artıyor. Kepenk kapatan kapatana, iflas eden edene. Bütün yurttaşlar borç batağında. Üretim yok. İstihdam yok. Kredi derecelendirme kuruluşları Türkiye’nin kredi notunu düşürüyor. Bununla yüzleşme, etkin bir tedbir alma yerine bunu reddeden, bunu küçümseyen sığlıkları Erdoğan ve AKP göstermeye devam ediyor. Hükümetin ekonomik krizle ilgili de bir çözümü yok. Çözümleri yalan söylemek. Yalanların üzerinden algı yönetecekler. Krizi halkın gündeminden saklamaya çalışacaklar.


