Leyla Güven'in CPT'ye mektubu

Tecridin kaldırılması amacıyla 85 gündür açlık grevinde olan Leyla Güven, CPT'ye eyleminin amacını anlatan bir mektup yazdı. Güven, tecridin kaldırılmasının aynı zamanda Türkiye'deki demokrasinin önünü açacağına işaret ederek, bu konuda gerekli girişimlerde bulunulmasını istedi. Güven mektubunda şu ifadelere yer verdi:

Saygıdeğer CPT yetkilileri,

Avrupa Parlamentosu’nun Strasburg oturumlarında ve Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi oturumlarında gündeme geldiği üzere Türkiye’de demokratikleşmenin ve normalleşmenin önündeki ciddi engellerle karşı karşıyayız. Bu engellerden en kritik olanı ise Kürt Sorunu’nun barışçıl yollardan çözümünde kilit rol oynamış ve bundan sonra da aynı rolü üstlenebilecek kişi olan Sayın Abdullah Öcalan üzerinde İmralı Cezaevi’nde yıllardır devam eden tecrit uygulamasıdır.

Türk Hükümeti, Sayın Öcalan üzerinde kurduğu yasa dışı ve evrensel hukuka aykırı tecrit işkencesini aslında Türkiye siyasal sistemin geneline yaymış durumda ve bu nedenle demokratik siyaset zemini son derece kısıtlanmış durumdadır. Diktatörlükten hiç bir farkı olmayan ve kendi anayasasına ve AİHM kararlarına bile saygı duymayarak keyfi bir idare oluşturmaktan çekinmeyen Türk Hükümeti’nin karşısında bir Kürt, bir kadın ve 6 milyon oy almış Türkiye’deki en büyük üçüncü partinin iradesini temsil eden bir siyasetçi olarak 1 yıl boyunca cezaevinde tutuldum. Sayın Öcalan üzerinde tecridin kaldırılması ve işkence sistemine son verilmesi amacıyla cezaevinde 8 Kasım’da başladığım açlık grevinin 79’uncu gününde 25 Ocak 2019’da tahliye edilmiş olsam da, Sayın Öcalan üzerinde tecridin kaldırılarak en temel hak olan avukatlarıyla ve ailesiyle düzenli görüşme garantisi sağlanana kadar açlık grevimi sürdüreceğimi bilmenizi isterim.

CPT’nin tecride yönelik ilke kararları ve son AKPM oturumlarında da onaylandığı üzere Sayın Abdullah Öcalan’ın üzerindeki tecridin kaldırılması bir ayrıcalık değil, insan hakları ve hukukun üstünlüğü gibi temel ilkeleri savunmak ile doğrudan ilgilidir.

CPT olarak sizin de bu yukarıda bahsettiğim ilkeler çerçevesinde Türk Hükümeti yetkilileri ile temas içinde olduğunuzu biliyorum ve kıymetli çabalarınızın farkındayım. Başta İmralı Cezaevi olmak üzere Türkiye’nin genelini etkileyen cezaevleri yönetim modelinin Türk Hükümeti tarafından muhalefeti ve Kürt Sorunu’nu şiddet ile bastırma aracına dönüştürüldüğünü özellikle belirtmek istiyorum. 82’nci gününe girdiğim süresiz-dönüşümsüz açlık grevi kişisel bir talep değil, cezaevlerinde 300’ü aşkın siyasi tutusağın da dahil olduğu ve giderek yayılan meşru bir hakkı savunan meşru bir eylemdir. CPT’nin sahip olduğu yetki ve hakları etkin bir şekilde kullanarak devam eden gayri-meşru İmralı Tecridi’ne karşı gerekli girişimleri hızlandıracağına inanıyorum ve Türkiye’de ve uluslararası kamuoyunda giderek artan duyarlılığa denk düşecek yapıcı katkıyı sağlamanızı ve kurumsal sormluluğunuzu yerine getirmenizi bekliyorum.

En derin selam ve saygılarımla,

Leyla Güven
Milletvekili
Demokratik Toplum Kongresi Eş Başkanı
28 Ocak 2019