Eş Genel Başkanımız Sezai Temelli’nin Anka Haber Ajansı’nda yayınlanan röportajı:
Cumhurbaşkanlığı ve 27. dönem milletvekilliği seçimleri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tekrar seçilmesi, Cumhur İttifakı’nın Meclis çoğunluğunu alması ve HDP’nin yüzde 10 seçim barajını geçmesi ile sonuçlandı. Parlamenter sistemin sona erip Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçişin yaşandığı kritik seçimin ardından HDP lideri Temelli, ANKA’nın sorularını yanıtladı. 24 Haziran seçimlerinin önemli sonuçlarının olduğuna dikkat çeken Temelli, “Her şeye rağmen HDP barajı geçmiştir. Erdoğan’ın ‘sandığa gömün’ talimatlarından tutun bütün kamu kurum kuruluşlarıyla birlikte ‘HDP barajın altında kalsın’ çalışmalarına, provokasyonlara, saldırılara rağmen HDP barajı geçmiştir. Bu gerçek anlamda büyük bir başarıdır oradaki 11.7 rakamı insanları yanıltmasın bu 11.7’nin ifade ettiğinden çok daha büyük bir anlam taşıyan başarıdır” şeklinde konuştu.
-“BU İTTİFAK KÜRT DÜŞMANLIĞI ÜZERİNE TEMELLENDİRİLMİŞTİR”-
24 Haziran seçimlerinde AK Parti’nin yedi puan oy kaybederek 7 Haziran 2015 seçimlerinin gerisinde kaldığının, 300’ün üzerinde milletvekili çıkaramadığının altını çizen HDP lideri Temelli, “300’ü geçmesinin yegane yolu HDP’siz bir parlamentoydu” dedi. Seçim öncesi yayınlanan anketlerin manipülatif sonuçlar sunduğunu kaydeden Temelli, şu değerlendirmede bulundu:
“MHP’nin oy oranını iyi tespit edememişlerdir. MHP 10-11’lik oranını her zaman koruyan bir partiydi, yine korumuştur. MHP’de 1-2 puanlık artış varsa bu artışın özellikle AKP’nin sürdürmüş olduğu milliyetçi tandanslı politikalardan kaynaklandığını söyleyebiliriz. Cumhur İttifakı dediğiniz ittifak, adı üzerinde bir ittifaksa, bu ittifakın neye göre temellendirildiğine bakmak lazım. Bu ittifak Kürt düşmanlığı üzerine temellendirilmiştir. Bu temellendirmeden de en çok yarar sağlayan tabii ki MHP oldu. MHP’deki 2 puanlık artış -ben bunu 2 puan olarak değerlendiriyorum- buna işaret ediyor. Bir başka önemli sonuç, CHP ile İYİ Parti arasındaki geçişkenlikte gözüküyor. İYİ Parti yüzde 16’lar bandından yüzde 11’e MHP’yi çekerken, CHP’yi de yüzde 25’ten 22’ye çekebilmiştir. Bu toplamda zaten İYİ Parti’nin oyunu açıklamaktadır.
-“İTTİFAKLI D’HONT SİSTEMİ BİZİM ALEYHİMİZE ÇALIŞMIŞTIR”-
En flu kesim, tabii ki bize yazılması gereken oyların yine bahsettiğim nedenlere bağlı olarak heba edilmiş, çalınmış olması. D’hondt sistemi dediğimiz sistem artı ittifaklı D’hondt sistemi dediğimiz sistem bizim aleyhimize çalışmıştır. Sadece sandıklara yansımasına rağmen bu sisteme bağlı olarak da 8 vekilimizi parlamentoya taşıyamamış olduk. Aydın, Adıyaman, Hakkari gibi illerde toplamda sekiz vekil taşıyamıyoruz.”
-“BÖLGEDE SIKIYÖNETİM KOŞULLARINA SEÇİME GİTTİK”-
Temelli, “Baraj altında kalma endişeniz var mıydı?” sorusuna şu yanıtı verdi:
“Baraj altında kalma endişemiz yoktu. Fakat seçimler bir oy mühendisliği üzerinden gidiyor artık bu oy mühendisliğini de devlet mekanizması, çeşitli yapılar, medyasıyla birçok kurum kuruluş bir arada bir oy mühendisliği yapılıyor. HDP’nin baraj altında kalması için karşımızda çok güçlü bir saldırı vardı her alanda işte başarının gücü de burada. Bütün bu saldırıya karşı HDP barajı hem de 11.7 ile geçmiştir. 10.02 ile değil. Bu çok kritiktir. OHAL koşullarında hatta bölgede sıkıyönetim koşullarına seçime gittik. Hakkımız olan yüzde 14’ler civarında bir oya ulaşmamız engellendi ama buna rağmen 11.7 önemli bir başarıdır.”
-“ANA MUHALEFET PARTİSİ NİTELİKSEL OLARAK HDP’DİR”-
27. dönemde önemli ölçüde yenilenen HDP grubunu değerlendiren HDP lideri Temelli, “Biz bir kadın partisiyiz. Eşit temsiliyet üzerinden yürüyoruz. 26 kadın vekilimiz var parlamentoda. Biz şu anda bunun özeleştirisini veriyoruz. 67 vekil varsa parlamentoda bu 67 vekilin 34’ü kadın vekil olamamışsa bu bizim için eksikliktir. Genç vekillerimiz var fakat bu yeterli mi? Siyaseti gençleştirmek demek gençlerin siyasete daha çok katılıp karar mekanizmalarında olması demek bu anlamıyla da eksiklerimiz var ama diğer partilerden çok daha öndeyiz. HDP, Kürt halkın iradesini yansıtmıştır. Türkiye’deki diğer halkların temsiliyetini parlamentoya yansıtmıştır. İddia ediyoruz, parlamentonun en güçlü temsiliyeti HDP’dedir. Bütün farklılıkları olabildiğince yansıtan bir partidir. O yüzden yine iddia ediyoruz ki ana muhalefet partisi niteliksel olarak HDP’dir” şeklinde konuştu.
-“BÖLGEDEKİ OY KAYBIMIZ 120 BİN”-
HDP’nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde oy kaybına uğradığı, batı illerinde de oylarını artırdığını yönündeki tespite değinen Temelli,şunları kaydetti:
“Ben üniversitede uzun yıllar istatistik dersi vermiş bir istatistik hocasıyım aynı zamanda. O yüzden rakamların dilini biliyorum. Tabloların neyi anlattığını biliyorum. Sonuçlara bu gözle bakıyorum. Baktığımda, istatistiki olarak ihmal edilecek bir konunun bu denli önümüze gelmesinin ne anlam taşıdığını da biliyorum. Toplamda bizim bölgedeki oy kaybımız 120 bin. AKP’nin toplam Türkiye’de oy kaybı 2 milyon bu konuşulmuyor, HDP’nin bölgede bütün bu yerinden yurdundan edilme, göç, baskı, zulüm, garnizon etkisi, bütün bunlara rağmen 120 binlik oy kaybı seçimi açıklayacak en temel faktörlerden biri olarak karşımıza çıkıyor.
-“BÖLGEDEN BAŞLI BAŞINA BİR 220 BİN KİŞİLİK SEÇMEN ÇIKIŞI VAR”-
Yakılan, yıkılan yerlerden dolayı en az 220 bin seçmen yerini yurdunu terk etti ve oy kullanamadı referandumda. O günden bugüne bir geri dönüş tespit edemedik biz. Başlı başına bir 220 bin kişilik oy çıkışı, seçmen çıkışı var zaten. İkincisi, bölgenin içinde bulunduğu koşullarda oy vermek, İstanbul’da İzmir’de, Muğla’da oy vermeye benzemez. Taşınan sandıkların bölgedeki karşılığı 200 bindir. Bu 200 bin kişiden bir kısım insan taşınan yerde oy vermek konusunda kaygılıdır. Vermemiş olabilir çünkü sandıkların nereye taşındığı belli, o insanların oy vermeyeceği yere taşınıyor. İnsanları araçlarla taşıyıp götürebilirsiniz ama korucu köylerinin içine, garnizonların önüne, böyle insanları kaygılandıran durumda insanların sandığa gitmesi o kadar kolay bir şey değil. Buradan orayı değerlendirmek bence o kadar kolay olmasa gerek. Diyelim ki, bu 120 bin kişi içinde bir kişi bile HDP’nin siyasetine dair bir derdi, eleştirisi oldu o yüzden sandığa gitmedi, o bir kişinin görüşü bizim için kıymetlidir. Biz o oyu da yeniden kazanmak için elimizden geleni yapacağız. Özeleştirimizi vereceğiz, çalışmalarımızı yapacağız, kendimizi bu anlamıyla gözden geçireceğiz.”
-“GARNİZON ETKİSİ”-
Temelli, “Garnizon etkisi” tanımını, “Türkiye’nin birçok yerindeki askerlerin, güvenlik elemanlarının bölgeye götürüldüğünü, operasyon, yeniden konumlandırma adı altında orada bulunduğunu çok iyi biliyoruz. Hakkari’deki oylar incelendiğinde bu çok net, bariz ortaya çıkacaktır” şeklinde açıkladı.
-“BİZDE KİMSENİN EMANET OYU YOK”-
“’Emanet oy’ kavramına inanıyor musunuz? HDP’ye verilen emanet oy var mı?” sorusuna cevap veren HDP lideri Temelli şöyle konuştu:
“Bizde kimsenin emanet oyu yok biz emanetçi değiliz bu bir. İkincisi seçmenlerin bir kısmı parti aidiyetiyle hareket eder. HDP’de de diğer partilerde de böyle bir kitle vardır. Bunlar her seçim partisine oy verir ama bu seçmenin dışında gri bölgeler vardır. Örneğin, demokrat, sosyal demokrat, sol-sosyalist, Alevi olan, seküler hayatın içinden gelen topluluklar vardır. Bu topluluklar sandığa giderken ya da sandığa gitmediği zamanlar tercihleri farklılaşabilir. Herkesin sahip olduğu oy kemikleşmiş olsaydı niye her seferinde seçim yapıyoruz. Zaten bir kere yapılırdı ve hep öyle giderdi. Demek ki bu alana biz kendimizi anlatıyoruz, bizim politik hattımızı ve Türkiye için gelecekte neler yapabileceğimizi anlatıp oy istiyoruz. Ve insanlar her seferinde dönüyor bir değerlendirme yapıyor. Özellikle partilerle özdeşleşmemiş seçmen ve ara bölgelerde bulunan seçmenler kararını buna göre biçimlendiriyor.”
-“CHP İLE HDP ARASINDA GEÇİŞKEN BİR ALAN OLMASI DOĞAL”-
Türkiye’nin seçmen sosyolojisinin çok olmamakla beraber bazı geçişkenlikleri barındırdığına dikkat çeken Temelli, “AKP ile MHP arasında geçişken bir alan var mı? Var. İYİ Parti ile CHP arasında geçişken bir alan var mı? Var. CHP ile HDP arasında geçişken bir alan olması doğal değil mi? Doğal. Hatta sol-sosyalist partilerle HDP arasında geçişken alanlar var. Olmasından daha doğal olan bir şey yoktur. Bu seçmen kemik seçmen denen bir profilde değil. İdeolojisi, yaşam biçimiyle kendini konumlandırmış, her seçim döneminde kendini yakın hissettiği partiye gidiyor. Böyle bir seçmenin olması da iyi bir şey. Hepimizin kendimizi disipline etmemiz açısından, özeleştirel süreçler açısından bence kıymetli bir seçim” değerlendirmesinde bulundu.
-“BİZİM ALDIĞIMIZ 11.7 DEMİRTAŞ’IN OYUDUR”-
HDP lideri Temelli, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Muharrem İnce partilerinden daha fazla oy aldı fakat Selahattin Demirtaş partisinin gerisinde kaldı bunu neye bağlıyorsunuz?” sorusuna şu cevabı verdi:
“Seçmenlerin oy verme davranışlarında bir rasyonalite vardır. Şu çok açık bir şekilde ortaya kondu ki özellikle sandığa birkaç gün kala, özellikle duygusal anlamda, ‘İkinci tura İnce kalacak’ bu çok belirginleştikten sonra seçmen rasyonalitesi biraz insanları bu yönde karar vermeye itmiş olabilir. Yoksa bizim Selahattin Beyin oyunun partinin oyunun altında kalması ya da partinin Selahattin Beyin oyunun altında kalması gibi farklılık yaratacak bir yaklaşımımız olamaz. Çünkü Demirtaş’ın programı ile HDP’nin programı özdeştir, bütünlüklüdür. Demirtaş HDP’den bağımsız bir kampanya yürütmemiştir, HDP Demirtaş’tan bağımsız bir kampanya yürütmemiştir. Biz bütünlüklü bir kampanya yürüttük. Bugün bizim aldığımız 11.7 Demirtaş’ın oyudur, Demirtaş’ın almış olduğu oy da bizim oyumuzdur. Biz bu anlamıyla bu aradaki farklılığı program ayrışmasına değil bir seçmen rasyonalitesine bağlıyoruz.”
-“İKİNCİ TURA KALACAK ADAY AKP TABANINDAN OY ALAMAMIŞ”-
Temelli, CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Muharrem İnce’nin, “Diğer adaylar düşük oy aldı” şeklindeki açıklamasın anımsatılması üzerine, “Bu tersten de okunabilir. İnce’nin CHP’nin üzerinde oy alması açıklaması, muhalefet adaylarından İnce’ye geçen oylar. Buradaki esas okuma alanı muhalefetle İnce arasında değil. Başından beri şunu söyledik, asıl olan ikinci tura gitmek. İkinci tura gidilebilmesi için muhalefet adaylarının beklediğinden az oy almasından daha çok Erdoğan’ın toplamda 52 küsur oy almasının nedenlerini araştırmak gerekiyor. Çok açık bir şekilde bunu söylemek gerekiyor ki ikinci tura kalacak bir aday AKP tabanından oy alamamış. Kritik alanı budur. Yoksa muhalefetin aldığı oyları topladığınızda bir toplama ulaşıyorsunuz. Bu neden önemliydi? İkinci tura kalma iddiasında olan bir aday AKP tabanından oy alamıyorsa, ikinci turu kazanma şansını da sağlayamamış demek olacaktır” şeklinde konuştu.
-“KRİZ BEKLENTİMİZ YOK”-
HDP lideri Temelli, “Yemin töreninde metnin okunmasından imtina edilecek mi? Bir yemin krizi çıkacak mı?” sorusuna, “Hiçbir kriz beklentimiz yok. Bu ülkede bizim ne sınırla, ne bayrakla ne bu ritüellerle bir derdimiz yok. Bizim yegane derdimiz Türkiye’nin demokratikleşmesi” cevabını verdi.
-“LEYLA HANIM’IN HEMEN BIRAKILMASI LAZIM”-
Tutuklu bulunduğu cezaevinden seçilen Leyla Güven’in durumu hakkında sorulan soruyu yanıtlayan Temelli, “Şu anda Leyla Hanım’ın hemen bırakılması lazım. Sırf Leyla Güven’in değil. Bütün antidemokratik yasalarla, OHAL süreci içinde içeride tutulan bütün arkadaşlarımızın, 4 buçuk milyondan fazla oy almış bir aday şu anda içeride. Selahattin Demirtaş, hemen serbest bırakılması lazım. Ama Türkiye demokratikleşmeme konusunda çok inatçı. Bu inadı kırmaya çalışıyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
-“AİHM BEKLEDİĞİMİZ KARARLARI VERMEDİ”-
HDP lideri Temelli, Selahattin Demitaş’ın tutukluluk durumu hakkında, “Demirtaş’ın avukatları ve bizim hukukçularımız başvuru rekoru kırdı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne(AİHM), Anayasa Mahkemesi’ne(AYM), mahkemelere ve hepsi de çok haklı gerekçelere, Anayasaya ve mevcut yasalara dayanan ve bütün referansını buradan alan özellikle AİHM’e olan başvurularımız mahkemenin içtihatlarıyla bu kadar örtüşük olmasına rağmen AİHM bugüne kadar beklediğimiz kararları vermedi. AYM keza öyle. Hatta başvurumuza yanıt verirken ilginç bir şekilde başvurmadığımız konu üzerinden yanıt verdi. Böyle bir hukuk garabetinin içindeyiz” açıklamasında bulundu.
-“İTTİFAKÇI ANLAYIŞIYLA HAREKET ETMEYİZ”-
“Yasama faaliyetlerinde Millet İttifakı ile birlikte hareket edecek misiniz?” sorusunu yanıtlayan Temelli şöyle konuştu:
“Parlamentoya yasalar geldiğinde ya da bizim yasa tekliflerimiz geldiğinde, asıl olan burada demokratik ilkelerde buluşabilmektir. Yoksa biz böyle bir ittifakçı anlayışla bugün olan Cumhur ya da Millet ittifakçılığı anlayışıyla hareket etmeyiz. Orada asıl olan halklarımızın, emekçilerin, kadınların, gençlerin, çocukların bizden bekledikleridir. Bu beklentilere cevap verme konusunda eğer iyi şeyler yapılıyorsa biz orada hazır oluruz. Ama bu haklar değil de belli siyasi çıkarlar belli menfaatler peşinde bir şey varsa orada en güçlü muhalefeti biz yaparız. Baştan böyle toptancı bir anlayışla yaklaşmayız. Ne baştan ‘istemezük’ anlayışıyla reddedeceğiz ne de her geleni kabul edeceğiz.
-“PARLAMENTO İÇİNDEKİ MUHALEFETLE BİRLİKTE ÇALIŞACAĞIZ”-
Bugün ittifakın karşısında bizim görevimiz muhalefettir. Bunda bir tereddüt yok. Bugün Cumhur İttifakı iktidardadır. Bu ittifakın Türkiye’ye neler vaat ettiğini ve Türkiye’yi nelerin beklediği çok açık ortadadır. Buna karşı en güçlü muhalefeti HDP yapacaktır, yapmaya da devam edecektir. Bugün halklara vaat ettikleri şey OHAL’dir, savaştır, şiddettir ve kemer sıkma politikasıdır. IMF ile ya da IMF’siz ama çok ciddi bir kemer sıkma politikasıdır. Bütün bunlara karşı da hem toplumsal hem parlamento içindeki muhalefetle birlikte güçlü bir muhalefet sergilemek için çalışacağız.”
-“CUMHUR İTTİFAKININ BUZDOLABINDAN BİR ŞEYLERİ ÇIKARMASI SÖZ KONUSU OLAMAZ”-
Yeni çözüm süreci beklentilerinin olup olmadığı sorusuna, “Cumhur İttifakı demokratik siyaset zeminini yitirmiş bir ittifaktır. Böyle bir zemini olmayan bir ittifakın çözüm sürecini başlatması ya da buzdolabından bir şeyleri çıkarması gibi bir şey söz konusu olamaz. Çünkü çözüm dediğimiz mesele, demokratik bir zemine ihtiyaç duyar. Oysa bugün Türkiye demokratik zeminini yitirmiş durumdadır. Türkiye’nin güçlü bir demokratik zemine ihtiyacı vardır. Bu zemini yaratabilirsek, bu anlamıyla yan yana gelebilirsek, demokratik bir Anayasa konusunda adım atabilirsek işte o zaman çözüm süreci de söz konusu olabilir. Yoksa Cumhur İttifakının neler yapabileceğini biz çok iyi biliyoruz” şeklinde yanıt verdi.
-“KISA SÜREDE GENEL SEÇİM BEKLİYORUM”-
Türkiye’nin iktisadi bir krizin içerisinde olduğunu söyleyen Temelli, “Türkiye’de yoksulluk çok derinleşmiştir. Bunca yoksulluk varken krizin çıkış yolunu hala kemer sıkma politikasında görenler aslında Türkiye’de sadece iktisadi krizi değil, siyasi krizi de, üretim krizini de, meşruiyet krizini de derinleştireceklerdir. Türkiye seçim atmosferinden çıkmamıştır. Bu atmosferin içinde kalmıştır çünkü bugünkü tablo bu krizleri aşmaya yönelik siyasi iradeyi açığa çıkarmadığı için bu kriz sarmalı ister istemez Türkiye’yi bir seçim atmosferinde tutacaktır. Yerel seçimlerden sonra kısa sürede genel seçim bekliyorum” dedi.
-“SUÇLULARIN BULUNMASI KONUSUNDA HÜKÜMETİ GÖREVE ÇAĞIRIYORUZ”-
Öte yandan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ı arayarak, “Size artık yaşama hakkı yok” demesini eleştiren Temelli bunun kabul edilebilir bir şey olmadığını vurgulayarak, “Buradan kendisini kınıyorum. İçişleri Bakanı’nın görevi suçluları bulmaktır. Orada bir suç varsa ki bu suç Suruç’ta olduğu gibi. Bugün yaşananları kınıyoruz, biz suçluların bulunması konusunda hükümeti göreve çağırıyoruz. Aynı şeyi biz Ceylanpınar’da da yaptık 12 defa araştırma komisyonu kurulsun diye önerge verdik biz aynı şeyi karşılaştığımız her vakada yapıyoruz. Suçlular bulunursa Türkiye provokasyonlardan, girdaptan çıkabilir ama İçişleri Bakanı suçluyu bulmak yerine her vakadan sonra dönüyor bizi suçluyor. Ceylanpınar’da da ilk açıklamayı Davutoğlu yapmıştı. Olay yeri inceleme daha olay yerine gitmeden Davutoğlu döndü bizi suçladı. Gözaltına alınanların hepsi yargılandılar, beraat ettiler. Suçlular nerede? Yok. Suruç’ta suçluları herkes gördü. Bütün Suruç tanıyor. Hala bir gözaltı yok. Şimdi aynı şey Doğubeyazıt vakası. Hemen nerede bir olay olduğunda HDP’yi suçlayarak bir siyaseten bundan nemalanacak bir ortam yaratma peşine düşüyorlar. Bir an önce suçluların bulunması konusunda yapılması gerekenleri yapmalıdır” şeklinde konuştu.
28 Hairan 2018


